Son Dakika Haberler
Bir zamanların kelek kesen gazetecileri Televizyonlarda kendilerine yer bulamadıkları için sosyal medya hesapları açarak yorumlar yapıyor. Tabi göbek sallayan fenomen arkadaş kadar olmasa da belirli bir takipçi kitlesine sahipler. Bir zamanlar ayar veren, dizayn eden, talimat veren bu gazetecilerin sosyal medyaya düşmeleri bir kesim tarafından “efendim televizyonlarda yer bulamıyor, baskı görüyorlar” söylemini Televizyon yapımcıları “reyting yapmıyor” açıklamalarıyla aslında boşa çıkardı. Demem o ki eski Türkiye gazeteciliği iflas etmiştir. Öngörü yapamayan, yorumlarıyla ufuk açamayan, doğru tespitte bulunamayanların gazetecilik sıfatı da sorgulanıyor artık. Eski Türkiye’de sadece gazeteciler değil aynı hastalığa sahip iş dünyasından da isimler var. Geçtiğimiz hafta bunun bariz örneğini gördük. Tüsiad’ın 28 Şubat karnesi malum. Bugüne kadar “yahu biz neden araba üretemiyoruz, silah yapamıyoruz, uzaya çıkamıyoruz” derdiyle dertlenmeyenlerin söz konusu siyaset olunca Maşallahları var. Kayyumlardan, atamalara her konuda ayar verme pozisyonuna girebiliyorlar. “Dinazor devri“ bitti. Ancak hala o devirde kalanların bu ülkeye verecekleri kaostan başka ne olabilir? Üniversitelerde, iş dünyasında, basın camiasında, siyasette bu dinazor devrini özleyenler var. Lakin artık Türkiye’nin kaybedecek vakti yok. Her tarafımız ateş çemberi. Ülke olarak gerek siyasi, gerek askeri anlamda çok güçlü olmamız gerekiyor. Bu ülkenin iş insanları nasıl üretebilirim, nasıl katkı sağlayabilirim derdinde olmalı. Terör örgütlerine finans desteği sağlayan belediyelere kayyum atanmasını eleştirmek iş dünyasını büyütmeyecek, yeni iş fırsatları da sağlamayacak, yeni ticari kapı da aralamayacak. O halde derdiniz ne? Diye sorarlar adama. Eyvallah…
Yorumlar