
Ercan, yetiştirme oranı 1960'lı yıllardan sonra azalan meyvenin, 1990'lı yıllarda tekrar yerel katkılarla üretilmeye başladığını aktararak, pembeliği, aroması ve kokusunun diğer çilek türlerinden ayıran en önemli özelliği olduğunu belirtti.

Ercan, coğrafi işaret almak için 2019'da başlatılan tescil başvurusunun 5 Temmuz 2021'de onaylandığını da sözlerine ekledi.

Çetinkaya, "Bugün Osmanlı çileğinin adından söz edebiliyorsak ve bunu ekonomiye katmaya çalışıyorsak, bu kuruluşun etkileri büyüktür." dedi.

Üretici Cengiz Malçok, çilek üretiminin dedelerinden kalma olduğunu ve kendilerinden sonra da torunlarının bu işe devam edeceğini belirtti.
Bahar aylarında başladıkları işin haziran ayının sonuna kadar sürdüğüne değinen Malçok, "Gün ağarmadan toplamaya başlar, 09.00'a doğru tamamlarız. Akşam 5-6'dan sonra da tekrar toplarız. Bu şekilde işimiz devam eder." diye konuştu.
Malçok, Osmanlı çileğinin sıcağı çok sevdiğine işaret ederek, 20 gün havanın güneşli olması halinde 1 ton çilek elde edebileceklerini ifade etti.
Pazarda kilosunu 50 liradan sattıkları çileğin şu anda sofralık olduğunu aktaran Malçok, daha sonra hasat edilen meyvelerin küçük boyutta olduğu için reçel yapımında kullanıldığını söyledi.
Kaynak:

Gelişmelerden zamanında haberdar olmak istiyor musunuz? Google News’te KONHABER'e abone olun.