Sağlıkta Zaman Tünelinde Yolculuk - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber
Konhaber Reklam
Konhaber Reklam
Sağlıkta Zaman Tünelinde Yolculuk
Halit Karaca
  • Halit Karaca

  • 14.02.2014 11:29

Van'ın Gürpınar ilçesinde hayatını kaybeden minik Muharrem'in haberleri hepimizin yüreklerini dağladı. Vefat eden küçük Muharrem’e Allah’tan rahmet, kederli ailesine sabırlar diliyorum. Allah böyle bir acıyı hiç kimseye yaşatmasın. Bu olayla ilgili olarak araştırmaları başlatıp, herhangi bir ihmal varsa gereğini yapmak yetkililerin boynunun borcudur.
Burada medya ve siyasilere düşen görev, konunun yeteri kadar aydınlığa kavuşturulması için ışık tutmaktır. Ölen masum bir çocuğun cenazesi üzerinden birilerine gönderme yapmak, yargısız infaza kalkışmak veya siyasi rant sağlamak,  tıp etiğine ve insanlığın kabul ettiği evrensel değerlere uygun düşmez.
Tüm vatandaşlarımızın tamamının eşit şartlarda sağlık hizmeti talep etmesi en doğal vatandaşlık hakkıdır. Bu evrensel hakka hiç kimsenin itirazı olamaz.
Münferit olarak meydana gelen üzücü bir olayı öne çıkarıp, sağlıkta ulaşılan noktayı görmezden gelmek vicdanla bağdaşmaz.
Sağlık sektörünün içinden gelen birisi olarak bugün gelinen noktayı daha önceleri hayal bile edemiyorduk.
SSK hastanesinde çalıştığım yıllarda, her gün yüzlerce hasta basit testler için özel sağlık kuruluşlarına sevk edilirdi. Birkaç kalem ilacı alabilmek için hastane eczanesinin kuyruklarında saatler tüketilirdi. Hastalar, 6-8 kişilik koğuşlarda yatırılır,  odalarda,  tuvalet lavabo gibi bugün standart kabul ettiğimiz hiçbir konfor bulunmazdı. Buna rağmen hastalar, gerekli tıbbi donanım ve yatak yetersizliğinden başka illere veya büyük üniversite hastanelerine sevk edilirdi. Büyük şehirlerde yardımcı olacak bir yakını bulunmayan veya yol yordam bilmeyen hastaların durumu içler acısıydı. Yurt dışında çalışan vatandaşlarımız,  yazları SSK hastanelerine muayeneye geldiklerinde Avrupa’daki sağlık hizmetinin nasıl da gelişmiş olduğunu kasıla kasıla anlatırlardı. Bütün bunları, o günlerde bu kurumlarda çalışan doktorlar ve kurumun yöneticileri daha iyi hatırlarlar.
Diğer kamu hastaneleri de bu durumdan çok farklı değildi. Sağlık harcamalarını karşılayamadığından malını mülkünü satmak zorunda kalan veya hastanelerde rehin bırakılan hastalar,  her gün vicdanlarımızı yaralardı. Hastaneye gelemediği veya getirilemediğinden ölen yüzlerce vatandaşımızın acısı yüreklerimizi dağlardı. Sosyal güvencesi olan insan sayısı oldukça az olduğundan, bazen tek bir sağlık karnesiyle onlarca insan muayene olmaya yeltenirdi. Daha burada sayamadığım birçok olumsuzluğu,  vatandaşımız isyan etse de maalesef kabullenmiş  durumdaydı. Vatandaş acil olmayan basit sağlık sorunlarını bile çözmekte zorlanırken, 112 acil servis hizmetlerini sorgulamak lüks sayılırdı.
Bütün bunlara inat,  sahilde yüzerken hastalanan bir turistin yabancılara ait hava ambulansıyla transferi günlerce ana haber bültenleri ve gazetelerde haber yapılır, vatandaş da olmaz böyle bir şey diye hayran hayran bakardı.
Geçmişte yaşadıklarımızı bugün hatırladığımda hem üzülüyorum, hem de sağlığın geldiği bu noktayı görünce de teselli buluyorum.
Peki son yıllarda ne gibi gelişmeler oldu? Kısaca bahsedelim:
Başta SSK hastaneleri olmak üzere, diğer kamu kurumlarının hastaneleri tek çatı altında birleştirildi.
Yeşil Kartlı vatandaşlarımızın hakları genişletildi. Kart sahiplerinin ilaç giderleri de devlet tarafından karşılanır oldu.
Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) özel hastanelerden hizmet almaya başladı.
İlaç fiyatlarında önemli oranda indirim sağlandı. İlaç harcamalarının yükü, büyük ölçüde hafifletildi.
Birçok hastanede organ nakli birimleri kuruldu.
Yalnızca şehirlerde değil, köylerde de “112 Acil Sağlık” hizmeti sunulmaya başlandı, ambulanslar yenilendi. Sisteme hava ve deniz taşıma araçları eklendi.
Tüm illerimizde ücretsiz kanser taraması yapan merkezler (KETEM) kuruldu.
Hastanelerde yoğun bakım ve yanık yatağı sayıları artırıldı.
Ağır psikiyatrik hastaların ruhsal rehabilitasyonu amacıyla Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri (TRSM) kuruldu.
Ağız ve diş sağlığı hizmetleri geliştirildi. Her ile en az bir Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi (ADSM) açıldı.
Hastaneye gelemeyen yaşlı ve engelli bireylere Evde Sağlık Hizmeti sayesinde ulaşıldı.
Vatandaşların hastanelerde saatlerce sıra bekleyip boşuna vakit tüketmelerini önlemek amacıyla Merkezi Hastane Randevu Sistemi (MHRS) kuruldu.
Anne ve çocuk sağlığına yönelik önemli çalışmalar yapıldı. 2002 yılında  sağlık kuruluşlarında gerçekleşen doğum oranı % 75’den  2011’de %94’e ulaştı.
Aşılama hizmetleri önemli ölçüde artırıldı. Aşılama oranı 2002 yılında %78 iken bugün  bu oran %97’ye ulaştı.
Tütünle mücadelede, toplu yerlerde sigara içilmesinin yasaklanması, çocuk yaştakilere sigara satışının zorlaştırılması ve tanıtıcı broşürlerle ciddi mesafe alındı.
Sağlık turizmi uygulamasıyla yurtdışından binlerce hasta, tedavi olmak amacıyla ülkemize gelmeye başladı.
Her hekime bir poliklinik ve hekim seçme uygulamasıyla hastanelerdeki hasta kuyrukları kayboldu.
Ağır özürlü ve engelli bireylerin bakımıyla uğraşan aile bireylerine, ciddi miktarda maddi destek sağlanarak bu hastaların bakımları özendirici hale getirildi.
Çocuk İzlem Merkezleri (ÇİM) kurularak çocuk yaştaki toplumsal problemler yakından takip edilmeye başlandı.
Tele-tıp uygulamaları sayesinde Van Bahçesaray’da çekilen bir röntgeni saniyeler içinde Ankara’ya aktarıp yorumlamak mümkün oldu.
Sonuç olarak,  ülkemiz  sağlıkta,  başta Avrupa ülkeleri ve diğer birçok gelişmiş ülkelerden  daha ileri düzeylere ulaşmıştır. Artık  yurtdışında çalışan hiçbir  insanımız diğer ülkelerdeki sağlık hizmetlerinden övgüyle bahsetmiyor. Her yıl,  tanı ve tedavi amacıyla ülkemizdeki  sağlık kuruluşlarına yüzbinlerce yabancı müracaat ediyor.
Sağlıkta daha ileri seviyelere ulaşmayı temenni etmekle beraber, bütün bu yapılanları da görmezden gelemeyiz. “Üstelik Allah, şükredenlere nimetini artıracaktır.” (İbrahim, 7)

.

 

YORUMLAR

  • yunus ince

    yunus ince

    sayın hocam bu gerçekleri görmek istemeyen,duymak istemeyen,anlamak istemeyenlere inat nede güzel anlatmış ifade etmişsiniz.kaleminiz e kuvvet.
  • selami duran

    selami duran

    bence en büyük yanlış uyduruk bir şekilde yapılan sadece siyasi olan sağlık ocağınından bile kalitesiz mahalle araı hastane polkilinikleri.ne bir tedavi yapıyor ne başka şey bir an önce hastane sadece hastane rolünde kalmalı
Öne Çıkan Haberler!X