Muhacir Kardeşlerimize, Ensar Olabilmek - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber
Konhaber Reklam
Konhaber Reklam
Muhacir Kardeşlerimize, Ensar Olabilmek
Ömer Lütfi Ersöz
  • Ömer Lütfi Ersöz

  • 22.03.2017 11:22

İnsanlıktan yoksun Zalim yöneticilerin ceberrut uygulamaları sonucunda son yıllarda, Suriye, Irak, Afganistan, Libya, Doğu Türkistan, Filistin, Mısır, Yemen, v.b. birçok ülkede zulümler artmış,  çocuk, kadın, ihtiyar demeden milyonlar, ya öldürülmüş, ya da yerinden yurdundan edilmişlerdir. Mekke’deki Müşriklerin, Müslümanlara karşı uyguladıkları eza ve cefaları arttırmış olmalarından dolayı Miladi 622 yılında Müslümanların, Mekke’den Medine’ye hicret etme izni Allah (c.c.) tarafından verilmiştir. Bu izin üzerine Mü’minler, Mekke’deki evlerini, tarlalarını bırakarak Medine ye hicret etmişlerdir. Ülkelerini terkedip, bizlere sığınan Muhacir kardeşlerimize, Yüreklerimizden taşacak büyük bir sevgi ile her sinede ölümsüz Ensar olabilmek biz Mü’minlerin asli özelliği olmalıdır.

Mekke’den Medine’ye hicret eden Müslümanlara Muhacir, Muhacirlere, Medine de maddi ve manevi yönden her türlü desteği veren, yardım eden Müslümanlara da Ensar denir. Ensar ve Muhacirlerin sergiledikleri dostluk, kardeşlik ve fedakarlıkların tarihte eşi ve benzeri yoktur. Hicret; Mekke’den Medine’ye yapılan kutsal bir yolculuktur. Bu kutsal yolculuğun önemi çok büyüktür. Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.) ve Ashabı, gerektiğinde, Allah (c.c.) Rızası için,  malların, canların tereddüt edilmeden, severek isteyerek verilmesi gerektiğinin en güzel örnekliğini, fedakârlıklarını göstermişlerdir. Son yıllarda, güzel Ülkemiz Türkiye; kamu kurum-kuruluşları, Sivil Toplum Kuruluşları aracılıkları ile bütün mazlumlara, mağdurlara maddi ve manevi desteği sağlamaktadırlar. Gerçek anlamda kardeş olduğumuzu, fertler olarak bizlerde göstermeliyiz. Elimizden gelen maddi ve manevi desteği sağlamalıyız. Her birimiz imtihan ediliyoruz. İmtihanı kazanmak için, maddi ve manevi yönden elimizden gelen desteği kardeşlerimize sağlamalı, en azından birer aileye sahip çıkmalıyız. Türkiye’mize sığınanların büyük çoğunluğunu, çocuklar, kadınlar ve ihtiyarlar oluşturmakla birlikte çok az sayıda da genç bulunmaktadır. Ziyaret ettiğim ailelerden gördüğüm kadarı ile ailelerine, akrabalarına, yani birkaç aileye genç veya orta yaşlardaki aile fertlerinden birer kişi temsilci olarak bırakılıp, ailenin ihtiyaçları için bütün işlerini takip etmektedirler. Ziyaret ettiğim ailelerden birçoklarının Babalarının Şehid olduğunu, bazılarının halen Suriye de bulunduğunu, üç, beş, yedi yetimle memleketlerini bırakıp, topraklarımıza bir nevi hicret ettiklerini gördüm. Onlara sahip çıkmak inancımızın gereğidir. Milyonlarca Müslüman bizler için dua etmektedirler. İçlerinden bir kaçının yanlışı var diyerek bu mazlumlara düşmanlık yapmak çok yanlıştır. Özgür Suriye Ordusunda görev almaları için Ülkemizde eğitip, donatarak savaşmaları için ülkelerine gönderilmektedirler. Suriye de, Irakta, öncelikle kendi güvenliğimiz ve aynı zamanda zalimlere karşı mazlumların yanında olduğumuzu da göstermek için bulunmaktayız. 

Âyet-i Kerimede: “Müminler ancak kardeştirler.” (Hucurat Sûresi âyet:10) buyrulmuştur. Peygamberimiz Hz. Muhammed(s.a.s.); “Birbirinize buğzetmeyiniz, dünya menfaatlerine rağbet edip de aranızda fesat çıkarmayınız. Ey Allah (c.c.)’ın kulları kardeş olunuz” (Ahlâk Hadisleri C.1,No:400) buyurmuştur. Muhacirler, Ensar kardeşlerimiz bize, mal, mülk verip, iaşemizi temin ederek, barınacak yerlerimizi sağladı diyerek boş oturmamışlardır. Her biri elinden gelen gayreti göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışmışlar. Bunun en güzel örneği; Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.s.)  tarafından birbirine kardeş ilan edilen, Sa’d bin Rebi (r.a.),  Abdurrahman bin Avf (r.a.)’a; "Ben mal cihetiyle Medineli Müslümanların en zenginiyim, malımın yarısını sana ayırdım" dediğinde,  Abdurrahman bin Avf (r.a.)’ın  verdiği cevap yapılan teklif kadar ibretlidir. "Allah sana malını hayırlı kılsın benim onlara ihtiyacım yok. Bana yapacağın en büyük iyilik, içinde alış-veriş yaptığınız çarşının yolunu göstermendir" diyerek, ticaretin merkezine giderek, ticarete başlamış, kısa zamanda Medine’nin sayılı tüccarları arasındaki yerini almış ve bir defasında, yaklaşık olarak 700 (yedi yüz) civarındaki develeri yükleri ile birlikte, Allah Rızası için tasadduk etmiştir.

İslâm, Tevhid (birlik ) dinidir, mensuplarının da birlik ve beraberlik içinde olmalarını emreder. Müslümanların ırk, dil, renk, bölge ve benzeri unsurlarla bölünüp parçalanmamalarını,  Tevhid’in gereklerinden sayar. İnsanlık tarihinde birçok göç hadisesi olmuştur ama böylesine manalı, böylesine ulvî bir hicrete, böylesine can-ı gönülden sarılma, bir biriyle muhabbetle kaynaşma, kucaklaşmaya şahit olunmamıştır. Bu samimi kaynaşma neticesinde muazzam bir kuvvet doğmuş ve kısa zaman içerisinde bütün Arabistan her şeyiyle bu kuvvete boyun eğmek mecburiyetinde kalmıştır. 

Muhacir ve Ensar kardeşliğinin günümüzde de gerçekleşmesi için, Ülkemize sığınan kardeşlerimize gönülden sahip çıkmak zorundayız. İslâm kardeşliği bunu gerektirmektedir. Zalime karşı durup, zulme uğrayan, kim olursa olsun, hangi inançtan, hangi ırktan olurlarsa olsunlar onlara destek olmalıyız. Güzelim Ülkemizi yakıp yıkmak isteyen iç ve dış düşmanlara, zalimlere karşı çıkıp, mazlumlardan yana olmamız inancımız gereğidir. 

Muhacir ve Ensar’ın birbirlerini sevdikleri gibi biz Mü’minlerinde, bize sığınan kardeşlerimizi sevip, onlara yardım edenlerden olmamızı Yüce Mevla’dan niyaz eder, sıhhat ve afiyetler dilerim. 

YORUMLAR

Öne Çıkan Haberler!X