Kosova Priştina 13. Ufuk Turu -2- - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Reklam
Konhaber Reklam
Kosova Priştina 13. Ufuk Turu -2-
Ömer Lütfi Ersöz
  • Ömer Lütfi Ersöz

  • 27.05.2016 13:13

Prof. Dr. Mustafa Ağırman, bir sistemin bütününü değil de bir parçasını alırsanız, Hristiyanlıktan İslam, İslam’dan da Hristiyanlık çıkarabilirsiniz diyerek başladığı konuşmasında şu görüşlerini aktardı.
     "Hz. Ömer, İslam askerini korumak için Medine'den ayrılma yasağı ve deniz savaşları yasağı getirdiği için İslam fazla yayılamadı.  Hz. Osman bu yasakları kaldırınca bütün sahabeler İslam’ı yaymak için Irak, Mısır ve Suriye cephelerine dağıldılar.  Öyle ki, Medine boşalınca, Hz. Osman'ın düşmanları bu fırsatı kaçırmadı ve evinin etrafını sararak şehit ettiklerinde Hz. Osman'a yardım edecek kimse yoktu. İslam’ın barış, kardeşlik, adalet ve yeryüzünü imar etme anlayışı karşısında aşırı uçların yaşama şansı yoktur. Aşırı uçlar eninde sonunda yok olacaktır. Yeter ki biz omurgayı, deniz ve deryayı iyi muhafaza edelim. Parçacı anlayışla ortaya çıkan aşırı uçlar sadece Hz. Peygamberin cihadını esas alıyorlar. Hâlbuki Hz. Peygamber sürekli camide namaz kılan, fakirleri ziyaret eden, yaşantısı orta yol olan, sık sık giyeceğini ve bineğini değiştirmeyen, mutedil bir hayat yaşayan insandı. Parçacı yöntemle Hz. Osman'ı da, Hz. Ali'yi de şehit ettiler. Aşırı uçlar, bilgisizlikten ve kendilerini İslam düşmanlarına kullandıran maşalar ile oluşuyor. Bizim derenin taşıyla, bizim derenin kuşunu vuruyorlar. Mücahidlik ve zahidlik birbirine engel değildir. Bizim savaşımızda ibadettir. Savaşırken de kurallara riayet etmek gerekir. Barış zamanında mala ve cana kastediliyorsa orada aşırı uçlar var demektir. Hz. Peygamber savaşta bile, kadınları, çocukları, din adamlarını öldürmeyin, mabetleri yıkmayın, mamur yerleri harap etmeyin diye yasaklar getirmiştir."
Prof. Dr. Mesut Idrız de, Balkanlardaki İslami hareket ile İslam adı altında yapılan faaliyetleri anlattı.
     Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar da, mezhepleri ele alarak, hak mezheplerin ihtilafları bir rahmet ve zenginlik olarak görülmelidir dediği sunumunda özetle şunları söyledi:
"Ümmet arasındaki ihtilaf, ana meselelerde değil, tali meselelerdedir. Ümmet olarak azami müştereklerimizi konuşmalı, asgari farklılıkları zenginlik olarak görmeliyiz. Batılıların görevi, İslam’la uğraşmaktır. Biz kendi görevimizi yapmak yerine onları suçluyoruz. Mezhep imamları asla masum değildir.  Ehli kıble tekfir edilemez.  Müslümanı öldürmenin cezası ebedi cehennemdir."
     Aynı gün öğleden sonra 14.00-16.00 arasındaki 4. Oturumda, Yöneticiliğini Prof. Dr. Muzaffer Şeker'in yaptığı,  Medeniyetin İhyasında Sivil Toplu ve Balkanlar konulu panelde ilk olarak konuşan Asist. Prof. Dr. Eduart  Caka şunları söyledi:
     “Balkanlardaki Türkiye algısı Tarihi geçmiş, Kültür ve Siyasi anlam başlıkları ile incelenebilir. Tarihi geçmiş konusunda şöyle bir algı var. Osmanlı, Balkanlara girdi. İstanbul'dan önce Balkanlar alındı. 19. yüzyılda Balkanlar, Osmanlı'dan koparıldı. Fetih ile 19. yüzyıl arasında 5 asır boyunca neler oldu kimse bilmiyor. Osmanlının Balkanlara ve Rumeli’ye verdiği önemi biliyoruz. Türkiye'nin İstiklal Marşını yazan Mehmet Akif Ersoy bu topraklarda doğmuş bir Arnavut'tur. Balkanlar işgal edildiğinde Osmanlı zayıf olduğu için buradaki Müslümanlar sahipsiz kaldı. Tarih ideoloji olarak yazıldı ve ideolojik tarih oluştu. İkinci olarak ortak kültürümüz çok fazla. Bu kültür mirası bize Osmanlıdan kalmıştır.  Siyasi anlamda ise Türkiye dünyanın merkezi olarak, Balkanlar bölgenin merkezi olarak tanımlanıyor. Balkanlar sakin olursa, Türkiye'de sakin olur. Bu üç konu iyi analiz edilmeli ki, Balkanların Türkiye'ye nasıl baktığı anlaşılabilsin. Balkanları iyi tanıyan Balkan uzmanlarına ihtiyaç var.”
     Doç. Dr. Halil Kurt ise konuşmasında özet olarak şunları ifade etmiştir: “Balkanlar Ballı ve Kanlı bir coğrafyadır. Balkanlarda %95 i Müslüman olan tek ülke Kosova'dır, Arnavutlardır. Bir Batılı, işgal altıda tuttuğu yerlerde, ülkelerde dolaşmaktan korkar. Çünkü yaptıkları zulmü bilirler. Ama Osmanlı mirasının devam ettiği ülkeler biz Türkleri kucaklar, bağrına basar. Osmanlı Tuna’ya kadar olan bölgeyi Vatan bellemiş, buralara nüfus aktarmıştır. Boşnaklar, Osmanlının gelmesi ile hemen Müslüman olmuşlar, Arnavutlar ise 200 yıllık bir süreçte İslam’ı kabul etmişlerdir. Geç olmakla birlikte tamamı sağlam bir şekilde İslam’ı benimsemişlerdir.”
     Prof. Dr. Muhammed Alı konuşmasında özetle şunları belirtmiştir: “Türkiye'den gelen STK temsilcilerinin Balkanlarda yaptığı hatalar üzerinde durmuş, yerinde yapılacak araştırmalar ve incelemeler sonucunda istişare ederek yapılması gerekenlerin planlanmasının gerekli ve önemli olduğunu belirtmiştir.”
     Panel sonrası Berât Kandiline denk gelen bölüm de erkene alınarak; Ufuk Turu STK Balkan- Türkiye İşbirliği Çalıştayı gerçekleştirilmiştir. Çalıştayda; Temel Meseleler, Çözüm Yolları ve İşbirliği İmkânları derinlemesine analiz edilmiştir.
     Aynı gün Cumartesiyi Pazar’a bağlayan gece Berât Kandili olduğu için, birkaç Camide programlar organize edilmiştir. Priştinadaki Fatih Sultan Mehmet Camiinde Akşam namazı sonrası düzenlenen programda, Konya İl Müftüsü Prof. Dr. Ali Akpınar Gecenin önemi ile ilgili yaptığı çok özlü sohbetini,  Kosovalı Din adamı İsmail Ballek mütercimdik yaparak priştinalı kardeşlerimizinde bilgilenmeleri sağlanmıştır.
     22 Mayıs Pazar günü öncelikle Kosova Fatih'i Murat Hüdavendigar’ın Türbesini ziyaret ettik. Rabbimiz, bu vesile ile bütün Şehidlerimize, vefat eden Ecdadımıza Rahmet eylesin. Allah (c.c.); bizlere, hayırlı uzun ömürler ile birlikte, Dünyayı yeniden, Adaletle yönetmeyi nasip eylesin. Murat Hüdavendigar'ın Kosova Duasını aktarmadan geçemiyeceğim:
Murat Hüdavendigar, Kosova'ya geldiğinde, düşman ordusunun kendi ordusundan kat kat üstün olduğunu, arazinin son derece rüzgârlı ve tozlu, rüzgârın da düşman tarafından estiğini görür. Bu iki mahzuru, askerlere ve kumandanlara sezdirmez.
O gece sultanın gözüne uyku girmemiş, sabaha kadar ibadet etmiş, gözyaşları dökmüş, İslam ordusunun küffar karşısında muzaffer olması için Cenab-ı Hakk'a şu şekilde niyaz etmiştir:
“Ya İlahi! Mevlam! Bunca kere hazretin duamı kabul ettin. Beni mahrum etmedin. Ne olur gene duamı kabul eyle! Bir yağmur verip, bu zulümatı ve gubarı (tozu) def edip alemi nurani kıl, ta ki kafir askerini rahat görüp, yüz yüze cenk edeyim! Ya İlahi! Mülk ve kul senindir. Sen kime istersen verirsin. Ben dahi bir aciz kulunum. Benim fikrimi ve esrarımı sen bilirsin. Mülk ve mal benim maksadım değildir. Hemen halis ve muhlis senin rızanı isterim.
Ya Rabbi! Beni bu Müslümanlara kurban eyle! Tek bu Mü'minleri küffar elinde mağlup edip helak eyleme! Ya İlahi! Bunca nüfusun katline beni sebep eyleme! Bunları mansur ve muzaffer eyle! Bunlar için ben canımı kurban ederim. Tek sen kabul eyle! Asakir-i İslam için teslim-i ruha razıyım. Tek bu Mü'minler ruhuna benim ruhumu feda kıl! Evvel beni gazi kıldın, ahir şehadeti nasip kıl! Âmin!”
Sultan Murad Han'ın bu duasından çok geçmeden rahmet bulutları gelip Kosova sahrası üzerine boşandılar. Rüzgâr dindi, toz sindi, göğün yüzü açıldı. Büyük bir muharebeden sonra Allahü Teâla’nın yardımı ile Osmanlı askerleri, Haçlıları perişan etti, düşman kaçmaya başladı.
Bu büyük zafer üzerine Sultan Murat Han, Rabbine şükretti. Gaza meydanında dolaşırken sinsi bir saldırı sonunda ağır bir yara aldı. Duasının kabul olduğunu görmenin huzuruyla birkaç saat sonra şehadet şerbetini içti.

Devam edecek…

 

YORUMLAR

NAMAZ VAKİTLERİ
Konya için Namaz Vakitleri

İmsak

03:35

Güneş

05:24

Öğle

13:01

İkindi

16:52

Akşam

20:24

Yatsı

22:04

Öne Çıkan Haberler!X