'Allah'a borç vermek' - Konhaber Türkiye’nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber Türkiye'nin İnternet Gazetesi
Konhaber
Konhaber Reklam
Konhaber Reklam
'Allah'a borç vermek'
Ali Günaydın
  • Ali Günaydın

  • 19.05.2017 10:09

İslam ahlakının temel esaslarından biri de yardımlaşmadır. Duruma göre farz, vacip ve sevap kazanmaya matuf olarak değerlendirilebilir.
Muâvenet: Yardımlaşma demektir.
Hiçbir şeye muhtaç olmayan sadece ve sadece Allâh’ü Zü’l Celâl’dir. Çünkü O, Samed sıfatıyla muttasıftır. Yaratıcı olması hasebiyle bütün yarattıklarını birbirine muhtaç olacak şekilde var etmiştir. Özellikle de insanlık alemi hayvanat aleminden daha çok birbirine muhtaçtır. Mesela: İnsanlar, hayvanlara muhtaçtır. Hayvanlar ise insanlara muhtaç değildir. İnsanlar: Varlık alemindeki her şeye muhtaç olmakla birlikte, kendisinin dışındaki varlıklar insanlara muhtaç değildirler.
İnsanların ihtiyaçları ve bunun telafisi kişisel beceri ve başarılarına göre farklılık gösterir. Buna göre eşyadan fazlasıyla müstefid olanlar, başkalarına da faydalı olabilirler. Beceri ve kabiliyeti düşük olanlar hep başkalarının yardımına muhtaçtırlar. İslam’da bu husus “Alan el, veren el” şeklinde ifadesini bulmuştur.
Güçlünün zayıfı yok etmeye çalıştığı küfür ehlinin hakim olduğu yerlerde yardımlaşmadan söz edilemez. Çünkü onlar için paylaşım söz konusu değildir. Zayıflar ya köle olarak kullanılmalı, ya da yok edilmelidir.
İslam’da yardımlaşma ve paylaşım salih amel olarak nitelendirilerek îmânın alametlerinden sayılmıştır. Müslüman bilir ki; kazandığına tek başına güç yetirememektedir. Mutlaka başkalarının varlığından ve emeğinden faydalanmıştır. Bunu kendisine lütfeden Allâh’a (CC) şükür için zekat, sadaka ve infak olarak muhtaçlarla paylaşır. Onların dualarını alırken, Allâh’ın da rızasına mazhar olur. Böylece hem malını, hem canını ve hem de ahiretini kurtarmış olur. Cimrilik edenler için durum tersinedir.
Allâh’ın (CC) emrettiği veya çok büyük ecir karşılığında teşvik ettiği mali ibadetler hibe şeklinde olup geri istenemez. Bunların sevabı Allâh’tan beklenir. Konu ile ilgili birçok ayet olmakla birlikte birkaçının meâlini verelim:
“Onlar, kendi canları istemesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler.”
(yedirdikleri kimselere derler ki) Bizsize sadece Allâh rızası için ikram ediyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.”
“Çünkü biz, asık suratlı çetin bir günden (o günün azabından) dolayı Rabbimizden korkarız.” (İnsan, 76/8-10)
Hz. Peygamber (SAV) de açık bir şekilde mü’minleri yardımlaşma ve dayanışmaya teşvik edici bir hadislerinde şöyle buyurur:
“Kim bir mü’minin dünyevi sıkıntısından birini giderirse, Allâh da  onun ahiret sıkıntısından birini giderir. Kim birinin işini kolaylaştırırsa, Allâh da onun dünya ve ahirette işini kolaylaştırır. Kim bir Müslümanı örterse, Allâh da onu Dünya ve ahirette örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allâh da onun yardımındadır…” (Müslim, Zikr 38)
İnsanın muhtaçlığı her zaman zekat-sadakaya taalluk etmez. Yani her muhtaç kimsenin fakir olduğu gibi bir durum söz konusu olmayabilir. İşte bu gibi durumlara borçlanmak suretiyle ihtiyacını gidermek deniliyor.
Borç vermeye Kur’ân’da “Karz-ı Hasen” deniliyor.
KARZ-I HASEN: Allah (CC) rızasından başka hiçbir menfaat belemeden verilen borçtur. Alacaklısından sadece verdiğini istemektir.
Yüce Rabbimiz bu konuyu öyle bir mükafatla değerlendireceğini vadetmiş ki; mü’minler birbirlerine borç vermede ketum davranmasınlar. Birbirlerine destek olsunlar, yardımcı olsunlar, sıkıntılarını gidersinler.
“Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek o kimse ki, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara, 2/245)
Borçlu da tabiî ki borcunu ödeme konusunda samimi olmalıdır. Zaten borçlanmanın kuralları da mevcuttur. Ödeme konusunda dürüst olmayanlara zaten borç verilmez.
Allah’ü Teâlâ (CC) burada sanki bizzat kendisi bulunuyormuş gibi bir ifade kullanması, biz kulları için meselenin ne kadar ciddî olduğunu göstermek içindir. Buna benzer ifadeler kutsi hadislerde de kullanılmaktadır. Mesela: “Hesap gününde bazı kullarına Allah şöyle buyuracaktır: ‘Hasta idim beni ziyaret etmedin.’ ‘Aç idim beni doyurmadın.’ Buna şaşıran kullar da: Ya Rabbi! Sen nasıl hasta olursun? Nasıl aç olursun? Gibi şaşkınlıklarını söyleyince; Allâh şöyle buyuracak: ‘Falan kulum hasta idi, onu ziyaret etmedin. Falan kulum aç idi, doyurmadın..” (Müslim, Birr 43)
Zamanımızda borç yüzünden açılan davalara, işlenen cinayetlere bakacak olursak, bu konuda da sınıfta kaldığımızı söyleyebiliriz.
Alllâh (CC) ümmetin yardımcısı olsun.

 

YORUMLAR

Öne Çıkan Haberler!X